İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dr. Isis’in Feminist Uyanışı: Bilimsel Akademideki Patriyarkayı Anlamak (Çeviri)

Zigotlar hakkındaki bu hikâye 7 sene önce ben büyük bir araştırma üniversitesinde doktora öğrencisiyken başladı. 20’li yaşlarımın sonunda görece çok az kadınla bir departmandaydım. Fakülte üyelerinin yüzde 10’undan azı kadındı ve sadece bir tanesinin çocuğu vardı. Bu gibi durumlarda başka kadınların da düştüğü bir tuzağa düşmüştüm. Erkeklere uyum sağlamak için hayatımdaki kadınsılığı yok etmem gerektiğini düşündüm. Feminizmin gerekli olmadığını iddia edecek kadar ileri gittim. Kesinlikle orada olmam aslında kadınların akıllı ve azimli oldukları zaman her şeyi yapabileceklerinin kanıtıydı.

Ne büyük naiflik!

Dört yıl süren sancılı bir çalışmadan sonra, kendimi ilk çocuğuma hamileyken buldum. O sevimli basketbol göbeği olan tıpkı bir Toprak Ana gibi bir hamileliğimin olduğunu söylemek isterdim ama bu kocaman bir yalan olurdu. Tatlı bir hamile kadın değildim. Hayır, Mariah Carey tipi bir hamile de olmadım. Kocaman, şişmiş ve sefil bir haldeydim ve etrafta dolaşarak insanların bana bir şeyler getirmesini isteyerek mümkün olduğunca çok zaman geçiriyordum.

Hamileliğimin sekizinci ayının ortalarına doğru kendi alanımdaki çalışma arkadaşlarımla doktora sonrası araştırma kadroları hakkında konuşmaya başladım. Doğuma bu kadar yakınken seyahat edemiyordum. Ancak önemli bir bilim insanı ve benim gelecekteki işverenim başka işleri için üniversiteme geliyordu ve benimle buluşmak istedi. Odaya daha girer girmez benim büyüklüğümden ne kadar rahatsız olduğunu söyleyebilirim. Yirmi beş dakika boyunca konuştuk. Ona bazı verileri gösterim, gelecek planlarımdan ve ilgilerimden bahsettim ve o da beni alanımdaki fizyoloji konusunda test etti. Bacaklarım toplantımız boyunca resmen uyudu ve ayaklarıma giden kan akışını geri getirebilmek için ayakta durmak zorunda kaldım.

Toplantının sonunda çalışmalarımı ne kadar çok sevdiğini ve benim için kendi üniversitesindeki fırsatlar hakkında konuşmak istediğini söyledi. Ancak kendisinin benim için son bir sorusu vardı:

“Yakın gelecekte bir başka çocuk daha yapmayı planlıyor musun yoksa postdoc’a mı odaklanacaksın?”

Yıllar sonra şimdi bile bu soruyu düşündüğüm zaman sonrasında ne hissettiğimi hatırlayabiliyorum. Sanki göğsüme boruyla vurulmuş gibi bir his. Hissettiğim utanma duygusu açıkça ortaya çıktığı zaman kadınsı benliğimi gizlemek için hiçbir şey yapmadım. Bir cevap verebilmek için tökezledim ve kekeledim.

Bilim insanı olmak istememle ilgili hazır olup olmadığım ve eşim ile benim nasıl bununla yaşadığı hakkında bir şeydi. O esnada tam olarak ne söylediğimi size anlatamam çünkü hatırlamıyorum.

Bundan dakikalar sonra ayrıldık. Elimi sıktı ve çalışmalarımdan ötürü beni kutladı. Tuvalete koştum – hamile olduğumu öğrendiğim aynı tuvalete- kapıyı kapatıp kilitledim ve ağlayarak yere oturup ağladım. Büyük, öfkeli ve hayal kırıklığına uğramış gözyaşlarıydı. Her şeyi son derece “doğru” yaptığıma inanmıştım. Kendimi kazara hamile bırakmamıştım. Bu çocuğu öylesine çok istiyordum ki! Bunun sorumluluğunu alabilecek yaştaydım. Mali olarak da bunu yapabilirdim. Evliydim ve tezimle aynı ana denk gelen doğumum için işimi aksatmayacak zamanım vardı. Ancak bunca iyi düşünülmüş planıma rağmen aldığım tüm eğitimi ve bilim camiasındaki iyi niyeti vajinamdan profesyonelce insan çıkarmak için çöpe atacağımı düşünen bir adam vardı. Bana bir hediye verecekti çünkü potansiyelim vardı ve aslında tam zamanlı bir rahim olmam için her şeyi çarçur edeceğimi düşünüyordu.  

Toparladım, akan burnumu koluma sildim (tatlı biçimde ağlayan birisi de değilim), tuvaletten çıktım ve koridora doğru yürüdüm. Sonda onu bir iş arkadaşıyla konuşurken gördüm ve içimdeki öfke hissedilebilir hale geldi. Ona doğru yürüdüm ve kendisine altı ya da yediye kadar çocuk yapabileceğimi ve onun “üniversitesinde ne kadar fırsat varsa onları alıp siktir olup gidebileceğini söyledim”.

Yüzündeki şok ifadesi son derece belirgindi. Gelecekteki doğurma planıma dair soru sormanın ne normal ne de uygun olup olmadığı aklına hiç gelmemişti.

İşte peçe o gün kalktı ve çevremdeki kültürde yerleşmiş patriarkal normların olduğunu açıkça anladım. Sırf “uyum sağlamak” adına görmezden geldiğim kadınlara nasıl davranıldığını görmeye başladım. Yarattığım bu internet divası/personası/fenomeni Dr. Isis benim feminizmimin büyümesi ve gelişmesi için oluşturuldu.

Tüm bunlar hakkında daha fazla şey söyleyebilirim ama daha sonra Arikia’nın beni davet etmesi gerekecek.

Yazar: Dr. Isis

Çeviren: Pınar Eldemir

Kaynak:https://medium.com/ladybits-on-medium/dr-isiss-feminist-awakening-understanding-the-patriarchy-in-scientific-academia-e2f0083f19a9

Bunu paylaş

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Show Buttons
Hide Buttons