İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İnsanları Özledim – (Çeviri)

Bu metin 20 Nisan 2020 tarihinde Jenell Paris tarafından Everyday Sociology Blog’da yayınlanmıştır.

Editör Notu: Pek çoğumuz tıpkı yazarın aşağıda tarif ettiğine benzer bir geçiş sürecinden geçiyoruz. Bu tecrübe yoluyla sosyal etkileşimin önemi hakkında neler öğrenebiliriz? Bu tecrübe sizinkine benziyor mu yoksa daha mı farklı? Şu anda deneyimlediğimiz bu gibi durumlar nasıl aile içi gerilimleri yaratıyor? Sosyal izolasyonun yaşı ileri yetişkinlerde ve yalnız yaşayanlarda nasıl farklı etkiler yaratıyor?

“Evde Kal.” Kalıyorum ve kalacağım. Neyin içinde olduğumu bildiğimi sanıyordum- çocuklar bir süre için okuldan uzaktalar ve benim verdiğim dersler de çevrim içi sisteme geçti. Tahmin etmediğim şey ise sevmediğim ve hatta tanımadığım insanları bile ne kadar çok özleyebileceğim oldu. Bu durum evde kedimle günler geçirdikten sonra daha da belirginleşti.

Şimdiye dek sadece birkaç gün geçti. Kedilerden ilki maması için sabah 5’te miyavlamaya başladı. Sonra başımın üzerinde yürüdü, bu yüzden de onu itekledim. Otuz saniye sonra dişlerini kolumda gezdirmeye başladı. Yarı uyanık bir biçimde onu besledim. Bu sefer de diğer kedimiz Lenny ile kavga ettiler, on bir saat uyudular ve yeniden mama istediler.

İkinci gün mü? İlkiyle aynı; biraz daha uzunu ve biraz daha kötüsü. Moe’yu okşamaya çalıştığım zaman sanki onun özgürlüğünü engelleyecekmişim gibi davrandı. Lenny’e döndüm ve o da ikimiz de beni fark ettiğini aslında bilsek de beni fark etmemişim gibi davrandı.

Vermeye çalıştıkları mesaj çok netti: Önemli değilsin ne sen ne de duyguların. Acıkmamız ya da dışarı çıkmak istememiz haricinde bizim için görünmezsin.

Partnerim ve çocuklarımla bir evde yaşıyorum ama kendisi bana kaygısızca “bazı sınırlar koymam gerektiği” konusunda tavsiyelerde bulundu. Peki çocuklar? Eğer gerçekten iş o raddeye gelir de kedilerle benim aramda bir seçim yapmak zorunda kalırlarsa hepimiz kimi seçeceklerini biliyoruz. Anlıyorum, gerçekten anlıyorum- o kadar da naif değilim. Gerçekten Lenny’den bahsederken “majesteleri” dememi istiyorlar ve ben de öyle yapıyorum mecburen. Çocuklarımın verdiği emirle düşmanca bir kediye itaat etmek zorundayım!

Sosyal izolasyon hafife aldığımı bile fark etmediğim bir şeye değer vermemi sağlıyor: insanlar, evet hepsi. Arkadaşlar, meslektaşlar, yabancılar- tüm insanlar. İnsanlar pek çok nedenden ötürü iyi ama özellikle benim iyi olmam insan teması ile kedilerin karizmasına bağlı. İnsanlar bana sıkça görünür birisiyim gibi davranır. Bazen her iki taraf için de bir alışveriş vardır – bir gülüş ya da bir tokalaşma. Ve beni nadiren ısırırlar.

Evde kalmak bu dikkatli dengeyi bozuyor. Ekranda insan yüzleri görüyor ve telefonda seslerini duyuyorum ama sanal varlıkları her zaman kedilere kıyasla görmek mümkün değil, ulaşılamayacak kadar uzakta oturuyorlar ve sanki yansam üzerime işemeyeceklermiş gibi davranıyorlar.

Bu krize bunun biteceğine ve insanların parklara, yürüyüş alanlarına ve dükkanlara döneceklerine güvenerek atlatıyorum. Önümüzdeki güz döneminin başına kadar öğrencilerimi görmeyeceğim ama o günün geleceğine, gerçekten, inanıyorum. Ancak öğrencilerim sınıflarına dönüp beni bulamadıkları zaman bu muhtemelen kedilerle evde kalacağım ve günün sonunda Moe beni yiyeceği için olacak.

Bunu paylaş

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Show Buttons
Hide Buttons