İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Karantina Sürecinde Niteliksel Araştırma Yapmak-(Çeviri)

Bu yazı 20 Nisan 2020 tarihinde Adam Jowett tarafından LSE Impact Blog’da yayınlanmıştır.

Covid-19 krizi çalışma biçimimizi de etkiliyor ve hepimiz evden nasıl çalışacağımızı öğreniyoruz. Bu durum aynı zamanda bizim araştırmalarımızı nasıl yaptığımızı da etkileyebilir. Pek çok araştırmacı veri toplama sürecinden uzak kaldı ya da projelerini sosyal mesafe uyarınca yeniden tasarladı.

Pek çok niteliksel araştırma mülakatlar, odak grupları ve saha çalışmaları gibi yüz yüze etkileşime dayanan veri toplama tekniklerini kullanır. Ancak sayısız araştırmacı ve öğrenci verisini online olarak toplayabilir ya da zaten var olan metne dayalı veriyi kullanabilir. Virgina Braun, Victoria Clarke ve Deborah Gray’den oluşan bir grup sosyal bilimcinin yazdığı Collecting Qualitative Data: A practical guide to textual, media and virtual techniques başlıklı kitabında bu gibi tekniklerin neler sunabileceğini, hangi araştırma sorularının cevaplanması konusunda elverişli olacağı ve izlenmesi gereken etik konular hakkında yararlı konular işleniyor. LSE Digital Ethnography Collective Reading List’in ve Deborah Lupton’un Doing Fieldwork in a Pandemic bu konudaki faydalı diğer kaynaklardır. Bu teknikler verinin toplanması (araştırmasının veriyi oluşturduğu yer) ve örneklem tekniklerinin oluşturulması (araştırmacının zaten var olan metinleri topladığı yer) olmak üzere ikiye ayrılır.

Veri toplamak için belki de ilk akla gelen yol Skype ve Zoom gibi görüntülü konuşmalar ya da yüz yüze görüşme veya odak grubunun sanal olarak çoğaltmak için WhatsApp gibi anlık mesajlaşma uygulamalarının kullanılmasıdır. Katılımcıların teknolojiyi kullanamamaları ya da internet bağlantılarının zayıf olması gibi sorunlara rağmen görüntülü arama yüz yüze mülakatın yerinin en iyi alternatifidir ve verinin sosyal mesafeye dikkat edilmediği zamanlar için bile geniş coğrafi alanlarda toplanabilmesine olanak sağlar. Görüntülü aramaya ek olarak, çevrimiçi anketler de katılımcılardan açık uçlu sorulara cevap vermelerini isteyerek nitel verileri toplamak için de kullanılabilir. Nitel anketler mülakatlardan daha az zengin veri sağlasa bile, nitel araştırmaların beklenmedik bulguların elde edilmesi gibi bazı faydalarını korur ve nispeten daha çok sayıda kişiden veri toplanmasını sağlar.

Veri örnekleme teknikleri açısından son derece zengin olan potansiyel veri kaynaklarına ulaşmak mümkün. Örneğin, yazılı medya (örneğin haber ve dergi makaleleri) çok çeşitli konuların toplumsal temsilini analiz etmek için kolaylıkla kullanılabilir. Televizyon ve radyo tartışma programları gibi yayın araçları farklı konulardaki odak grup tartışmalarının benzeri yapılabilir, bu arada yayınlanan otobiyografiler veya blog yazıları insanların deneyimlerini geniş bir yelpazede incelemek için birincil ağızdan anlatılara kaynak olabilir. Sosyal bilimciler ayrıca ders kitaplarının, web sitelerinin, siyasi konuşma ve tartışmaların ve bu gibi kaynakların nitel analizini yapabilir. Çevrimiçi tartışma forumları ve sosyal medya da ayrıca toplumsal olayların geniş bir yelpazede incelenmesi için kullanılabilir. Hatta kendi amaçlarınız için kullanabileceğiniz görüşmeleri ve odak grupların açık erişimli nitel veri arşivleri bulunabilir. Bu tür veri kaynakları küresel bir salgının ortasında olsanız da olmasanız da sizin için faydalı olabilir. Örneğin, bunlar kolaylıkla erişilebilir olup araştırmacını “esas” toplumsal dünyayı araştırmanın amacı için özel olarak toplanan veriyi inceler. Öğrencilerin araştırmaları için baktığımızda da deneyimsiz araştırmacıların potansiyel olarak hassas konularda insanlarla mülakat yaparken etik açısından daha az riskli çalışabildiğini görürüz.

Tüm bunların hepsi uygun seçenekler olsa da beraberinde metodolojik anlamda avantajlar ile dezavantajları beraberinde getirir. Örneğin, bazıları medya kaynaklarının belli sebeplerle üretildiğini ve bilinmeyen editör süreçlerini geçiren araştırmalar için verinin geçerli olduğunu söyler. Bu, araştırmanızda cevaplamaya çalıştığınız sorunun ne olduğuna bağlıdır. Yeni veri kaynaklarının geçerliliği göz önünde bulundurulması gereken önemli bir konu olmakla beraber, mülakatların ve odak gruplarının geçerliliği de en azından toplumsal önyargıları ve sorgulamaları yönlendiren araştırmacılardan kaynaklanan sebeplerden ötürü sorgulanmış. İnsanlarla küresel bir salgının ortasında (herkesin düşünce ve davranışlarını farklı etkileyen bir durumda) çevrimiçi mülakat yapmak araştırmanın geçerliliği açısından bazı sonuçlara yol açabilir. Bazıları keşke korona virüs salgının kendisini incelemek istediğine karar verebilir. Bu tür çalışmalar kriz esnasında yaşamdan kesitler verebilirken, geçmişe dönük faydası daha geniş bir resim verebilir. Aynı zamanda küresel pandemi esnasında araştırma yapmayı düşünürken göz önünde bulundurulması gereken karmaşık etik meseleler de vardır ve yukarıda önerilen metodolojik tekniklerin her birisi kendine has etik meseleleri beraberinde getirir.

Akılda tutulması gereken ilk mesele katılımcıların ve araştırmacıların sağlık durumlarının araştırma ve tez teslim tarihleri boyunca sağlanması gerektiği. Yani, bu yüz yüze çevrimiçi görüşmeleri değiştirmek mümkün olsa da araştırmacılar şu anda araştırmalarına katılmak isteyen insanlar için herhangi gereksiz bir stresin olup olmadığını da düşünmeli. Örneğin, şu anda sağlık alanında çalışan kişilerle çevrimiçi görüşmeler yapmak yüksek ihtimalle uygun olmayacaktır. Ayrıca, eğer veri toplama yönteminizi değiştirmeyi düşünüyorsanız etik komitenizi önceden bilgilendirmiş olmalısınız.

Medya içeriğini, politika belgelerini ve diğer resmi kamusal içeriği analiz etmek etik olarak son derece basit olmakla birlikte, kamu tarafından çevrimiçi olarak oluşturulan forumlar, blog yazıları, video bloglar, okuyucu yorumları gibi içerikleri incelemek bir miktar tartışmalı olabilir. Buradaki esas mesele hangi “kamusal” ya da “özel” olanı çevrimiçi yaptığı ve böyle bir araştırmanın içeriği kullanılan bireyler ya da topluluklar tarafından nasıl algılanabileceği. Araştırmacılar aynı zamanda profesyonel yapıların çevrimiçi veri toplama ile ilgili özel bir rehberi olup olmadığını kontrol etmeli. Örneğin, Bristish Psychological Society’nin internet temelli araştırmalar için hazırladığı bir etik rehberi var. Ayrıca araştırmacıların böyle araştırmalar yapmak için etik onayın gerekmediğini düşünmemeleri gerekli.

Bu salgın hepimize işleri nasıl yaptığımızı gösteriyor. Araştırmacılar duraklamak ve veri toplama sürecinin ertelenip ertelenmemesi konusunda ne yapmaları gerektiğine karar vermek için ne kadar zamana ihtiyaç duyduklarını gözden geçirmelidir. Örneğin, eğer doktora yapıyorsanız araştırmanızın masa başı kısmına odaklanabilirsiniz (örneğin literatür taraması, tezin bir kısmının yazılması gibi). Ancak bazı öğrenciler (örneğin yüksek lisans öğrencileri (bu lükse sahip olmayabilir ve orta-uzun vadede nitel araştırmalarını uzak mesafeden nasıl yürüteceklerini düşünmek isteyebilir. Bu krizin bir sonucu olarak nasıl çalıştığımızla ilgili birçok şey değişebilir ve nitel araştırmaları nasıl yürüttüğümüz de bunlardan birisi olabilir.

Bunu paylaş

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Show Buttons
Hide Buttons