İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Üniversitede Cinsiyetçiliği Öğretmek- (Çeviri)

#MeToo ve #TimesUp zamanında pek çoğumuz kendi deneyimlerini aktarıyordu. Bense cinsel saldırıya ya da tecavüze uğramadığım için şanslıydım. Ancak deneyimsizlikten de son derece uzaktaydım. Ben daha henüz gençken cinsel organını bacağıma sürterek yüzümün kızarmasını izleyen ve onu evimde ya da daha geçenlerde, cinsiyetçiliğin ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın çok fazla olduğu iş yerimde görmek istemediğimi söylediğim zaman bana “sınıfımdaki birisi için bu kadar seçici olmamalıyım” diyen bir adam vardı. İş yeri kısmına odaklanmak istiyorum. Önceden çalıştığım üniversitelerden bir tanesinin inanılmaz derecede cinsiyetçi, ya da şunu söylemeliyim, yönetimin bu cinsiyetçiliğe izin verdiğini bilmeyerek bu işi kabul ettim. Çalıştığım kadın idareci kendi alanında yükselirken tüm cam tavanları kırdı ve bunun için onu alkışlıyorum. Ancak bu onun organizasyonunda çalışan herkesin bu tip tecrübeler üzerinden gitmek zorunda olduğunu ya da bu şekilde devam etmede bir problem olmadığı anlamına gelmiyor. Eğer iyi bir erkek kulübü görmüş olsaydım, burası o kulübün var olduğu bir yerdi. Erkek meslektaşlarımdan bir tanesi toplumsal cinsiyet hakkında aldığı erişim ve ayrıcalık sebebiyle günlük düşündüğünden bahsedebileceği noktaya kadar. Bir toplantı esnasında hiçbir zaman kendisini tekrar tekrar düzeltmek ya da yorumlarını savunmak zorunda olmadığını fark ettiğini söyledi. Ancak bunu kadın meslektaşlarında düzenli olarak görüyordu. Bir başka toplantıda başkan yardımcısının (erkek) hazırlıksız gelip bir başka başkan yardımcısının (kadın) hazırladığı notları kendi sunumuymuş gibi kullanmasını izledim. Peki herhangi bir şey oldu mu? Hayır, sadece odadaki kadınların tamamı ne olduğunu anladı, kendilerini son derece rahatsız hissetti ama sadece bizim kurumumuzdaki yönetici kendi deneyimlerine dayanarak şaşırdı.

Benim deneyimim diğer kadın meslektaşlarımdan biraz da olsa daha iyiydi ama yine de beni istifa etmeye mecbur kıldı. İşe gittiğim zaman bağırılma, aşağılanma, eleştirilme ve işim için kredi almak zorunda kalma korkusu beni her gün ağlamaya, akşamları aşırı içmeye ve 18 ayda 27 kilo aldım. Bu tecrübeyi geride bıraktıktan aylar sonra, kendimi kahkaha atarken, gülümsediği o her zamanki halimle ve alkol/gıda tüketimi konusunda normale dönmüş buldum. Ancak o kadar aydan sonra bile hala travma sonrası stres bozukluğunu tecrübe ettim. İş yerindeki travma bilgilendirici bakım süreçleri ya da cinsel saldırı ve tacizden kurtulanlar hakkında konuşmak bana bir toplantı sırasında soğukkanlılığımı kaybetmemem gereken profesyonelliğin her bir parçasını toplamamı sağladı. Bir önceki iş yerinde çalışırken, insan kaynaklarına cinsel ayrımcılık konulu bir şikâyette bulundum. Ne yazık ki inceleyeceklerini söylerken yanlış kişiyi suçladılar ve şikâyeti reddettiler. Peki ya benzer bir şikâyette bulunan meslektaşıma ne oldu? Hiçbir şey. Bunu benim meselemle çözdüklerini söylediler. Ayrımcılığın ve zorbalığın zor olduğunu ve “kadınların daha sert olması gerektiğini” savunan Trump çağı EEOC iddialarımı görmezden geld.

İsimleri ya da kurumları vermeyeceğim. Ancak değişikliğin olduğunu görmek istiyorum. Gençlerin işgücüne dahil olmaları için eğitilen bir üniversitede çalıştım. Vasat ve yetersiz ciserkeklerin ödüllendirildiği ve ciskadınlar ile non-binary bireylerin sessiz biçimde oldukları yerde kalarak herhangi bir şeye karışmamaları gerektiğini söyleyen yaygın bir cinsiyetçilik ile uğraştım. Yukarıdakilerin iyi görünmesini ve ne isterlerse onun yapılmasının istendiği ima edildi. Tipik olarak kadınların ağırlıkta olduğu bir alanın %75’inin erkek olduğu bir kurumda bu aslında muhtemelen bir erkeğin istediğinin yapılması gerektiği anlamına geliyordu. Benim için durum şöyleydi: erkek bir yöneticim vardı, onun yöneticisi erkekti, onun yöneticisi de erkekti ve başkan kadındı. Bu kurumda ben yönetimden aslında o kadar da uzakta değil gibi durmuyordum ama oraya gidene kadar herkes erkekti. Sırf bir danışmanlık dahilinde sorduğum bir soru için bile hiyerarşinin dışına çıktığım için iki kez azarlandım. Parçası olduğum ve kadınların desteklendiği bu yerde biz bir departmanda ya da bir ekipte biricik olmak üzerine konuşuyoruz. İş yerindeki cinsiyetçilik ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği hakkında konuşuyoruz. Ancak eğer yeni mezunlar üniversitelerindeki bu davranış ve kültürü görürse nasıl bir değişikliğin olmasını bekleyebiliriz? Eğer daha iş dünyasına girmeden bunlar onlara öğretilirse nasıl olacak? Eğer üniversitelerin ve eğitim kurumlarının ortak müfredatlarında bu konuda başarısızlık oluyorsa ihtiyaç duyulan değişim nasıl gerçekleşebilir? Bunların cevabı bende yok ama sadece bu davranışların sonunu getirmek için değil aynı zamanda üniversite öğrencilerine mezuniyet sonrası dönemde  savaşını verdiğimiz şeylerin tam tersinin oluşmasını engellemek için de üniversitelerdeki cinsiyetçiliğe dair daha fazla farkındalığa ihtiyacımız var.

Yazar: Fat Feminist

Çeviren: Pınar Eldemir

Kaynak: https://medium.com/@kLt2018/teaching-sexism-in-the-university-7a71b5126804

Bunu paylaş

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Show Buttons
Hide Buttons