İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Veri bilimi mi? Nasıl yani?

Bu yazı 15 Şubat 2020 tarihinde VOYD’de yayınlanmıştır.

Akademisyen olmak isteyen ve araştırma yapmayı seven birisi oldum hep. Akademisyen olmam ile araştırma yapmaya yönelik ilgim arasında da her zaman doğrudan bir ilişki oldu. Dolayısıyla üniversite içinde ve dışında yaptığım akademik çalışmaları sürdürürken beni heyecanlandıran şey hiçbir zaman büyük fildişi kulelerin içerisine hapsolarak belli isimleri ismimin önüne getirmek ya da birilerinin bir şeyleri olmak olmadı. Topluma, kültüre, sanata ve siyasete dair meseleler üzerinde geliştirdiğim merakı kalıcılaştırmayı araştırma yapmak ile eş tuttum kendimce. 

Ancak hayat çok ilginç, kendimi birden hali hazırda çalıştığım kurumda kendimi veri analizi ve raporlama uzmanı olarak çalışıyor buldum. Peki bu nasıl oldu? Yani ben Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okumuş ve yüksek lisansını da bu alanda yapmış genç bir doktora öğrencisiyken nasıl ve neden veri bilimi alanında çalışmaya başladım? Bu yazıda size biraz bu süreçten bahsetmek istiyorum. Zira bence başkalarının hikayeleri insanlara bazen hayatlarında hiç beklemedikleri bir güçlenme sağlayabiliyor. Belki benim de bir başkası olduğum bu hikâye bir biçimde size ilham verebilir. 

Lisansımı da yüksek lisansımı da Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında tamamladım. Her iki kurumda da veri bilimi ve açık veri ile herhangi bir ders aldığımı söyleyemem. Sadece kendi imkanlarımla bulduğum eğitimlere ve atölyelere katıldım. Bunlara katılırken yanıma kalan şey sadece eğitim olmadı. Aynı zamanda kendim gibi kafası karışmış ya da tam tersi bu konuda epeyce ilerlemiş insanlarla tanıştım. Yüksek lisans yaparken asistanlık yapmam gerekiyordu. Bu süreçte birlikte çalıştığım hocaların projelerinde yer aldım. Bu projelerde bazı televizyon programları için belli konularda “veri” topladım ve bunları grafik halinde sundum. Ancak veri toplama, işleme, analiz etme ve görselleştirme sürecinin aslında daha sistematik bir biçimde yapılabileceğini seziyordum. 

Yüksek lisansım bitip de Kültürel Çalışmalar alanında doktoraya başlayınca benim için işler değişmeye başlamıştı. Çünkü disipliner bir değişimin tam ortasındaydım. Şimdiye kadar büyük büyük teorilerle küçük küçük politik meseleleri çalışmaya çalışmışken artık toplumların kültürlerine ve kültürlerin toplumlarına bakan bir anti-disiplinin perspektifini kullanmaya başlamıştım. Bir de üzerine akademideki genç kadın deneyimleri ve psikolojik/fiziksel şiddet çalıştığım alan araştırması gelince araştırmalarımda gündelik yaşam deneyimleri üzerine yoğunlaşmaya başladım. 

Peki bu neden önemliydi? Bu önemliydi çünkü bu tip deneyimlerin analiz edilip aktarılması koca bir akış içerisinde birbiriyle ilgili olabilecek noktaları aynı renkte görmeyi gerektiriyordu. İşte bu da beni veri bilimi ile içli dışlı hale getirdi. Tüm bunları yaparken de şu an çalıştığım kuruma girdim ve daha büyük data setleriyle ilgilenmeye başladım. Veriye ulaşmak, temizlemek, okumak, anlamak ve analiz etmenin nerede başlayıp nerede bittiğini anlamaya çalıştığım bir süreçteyim. Bambaşka bir eğitim sürecinden geçmiş olmama rağmen vardığım noktada bu bakış açısını kullanmak benim kendi bireysel araştırmalarımı daha kolay anlatılabilir ve anlaşılabilir kılıyor. 

Veri bilimi ile olan tanışıklığımın nasılına gelirsem bu süreci şu kelimelerle özetleyebilirim: kendi kendine ama hep birlikte. Öğrendiğim ve öğrenmekte olduğum her ne varsa aslında kendi kendime öğrenmeye çalıştım. Ancak bu kendi kendine çalışma alışkanlığımın yetmediği noktalarda da açık kaynak eğitim platformlarından yararlandım. Veri bilimi alanında çalışmak isteyenlere önerebileceğim şey kesinlikle bu ikisinin dengesini kurmayı öğrenmeleri ve bir de elbette ki bunun bitmeyen bir süreç olduğunu ceplerinde tutmaları. 

Bu süreçte izlediğim diğer bir yol ise ihtiyacım olan standart bir eğitim planını izlemek yerine yapmak istediğim her ne ise onun nasıl yapıldığını öğrenmeye çalışmak. Öbür türlüsü işe yaramıyor. Yani en azından bende işe yaramıyor. Çeşitli mecraları kullanarak pek çok programı nasıl kullanacağınızı öğrenebilirsiniz. Adım adım verilen ödevleri yaparak ilerleyebilirsiniz. Ancak ben ısrarla bunun etkili bir öğrenme biçiminin olmadığını düşünüyorum. Bence bir fikir geliştirip bunun nasılına odaklanarak çalışmak her zaman için daha ilerletici bir yöntem olabiliyor. 

Bu süreç bitmeyen bir süreç. Verinin ne olduğunu fark edip o denize dalınca şimdiye dek yaptıklarınızı daha kolay yapabileceğinizi fark ettiğiniz an çalışmalarınızda belki de sayfalarca anlattığınız şeyleri daha pratik nasıl anlatabileceğinizi göreceksiniz. Açık kaynak veri setlerine ulaşıp onlar üzerinde çalışarak pratik yapabilirsiniz. Belki dünyalar kadar yanlış yapacaksınız. Grafikleriniz aslında olmaması gerektiği biçimde olacak. Bunun yanlış olduğunu da çevrenizde sizin gibi bu konulara kafa yormuş insanlarla paylaşarak öğrenebilirsiniz. Çünkü hep birlikte öğreniyoruz ve bu işin ucu bucağı yok. 

Bunu paylaş

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Show Buttons
Hide Buttons